Felaketlerle dolu 'annus horribilis'te ne olmuştu? Kraliçe 2. Elizabeth'in hayatında 6 önemli dönüm noktası…

2022-09-28 11:58:26

İngiltere Kraliçesi 2’nci Elizabeth, 8 Eylül günü hayata gözlerini yumdu. Hayatının tam 70 yıl 214 gününü kraliçe olarak geçiren Elizabeth, ülkeyi en uzun süre yöneten hükümdar olarak da kayda geçti.

Elizabeth’in kraliçe olduğu 70 yılda, Soğuk Savaş’tan 11 Eylül’e dünya tarihine damga vuran birçok olay yaşandı. Aynı dönemde İngiliz Uluslar Topluluğu’nun birçok üyesi bağımsızlık savaşı verdi.

Kraliçe’nin ülkesi ve dünyanın geri kalanı böylesi çalkantılar içindeyken aile hayatında da işler her zaman yolunda gitmedi. Elizabeth, üç çocuğunun boşanmasına, Prenses Diana’nın ölümüne, torununun Kraliyet Ailesi’ne yönelik ırkçılık suçlamalarına ve en sevdiği oğlu hakkında korkunç bir cinsel istismar davası açılmasına şahit oldu.

Sizin için Kraliçe Elizabeth’in hayatına damga vuran 6 önemli yılı mercek altına aldık…

1952 – HER ŞEYİN DEĞİŞTİĞİ YIL

Kral 6’ncı George öldüğünde, Prenses Elizabeth ve Prens Philip, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya yapacakları ziyaret öncesi Kenya’daydı.

Kral’ın ölüm haberi 6 Şubat’ta geldi ancak genç çift Nairobi’nin 160 kilometre uzağında, teknolojik imkânların sınırlı olduğu, ağaç dallarının üzerine kurulmuş bir otelde konakladığından, kendilerine ulaşmak biraz uzun sürdü. Londra’daki görevliler Kraliçe’yi bilgilendirme işini Prens Philip’e bıraktı.

56 yaşındaki Kral’ın sağlığı bir süredir bozuktu ve ölümünden dört ay önce bir akciğer operasyonu geçirmişti. Tarihçi Anna Whitelock, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Uzun süredir sağlık sorunları yaşıyordu ama yakın zamanda ölecek gibi de görünmüyordu” dedi ve ekledi: “Her şey o anda değişti.”

Kraliyet çiftiyle aynı otelde kalan İngiliz avcı Jim Corbett de o günü şu sözlerle anlatmıştı: “Dünya tarihinde ilk defa genç bir kız bir gün bir ağaca Prenses olarak tırmandı ve hayatının en heyecan verici tecrübesini yaşadığını söyledikten sonra ertesi gün aynı ağaçtan Kraliçe olarak indi.”

Elizabeth ve Philip ertesi gün İngiltere’ye geri döndü. Uçağın indiği Londra Havaalanı, Elizabeth’in daha bir hafta önce babasıyla vedalaştığı yerdi. Whitelock, “Çok stresli ve travmatik bir uçuş geçirmiş olmalı. O sırada sadece 25 yaşındaydı. Babasının yasını tutmak için eve dönüyordu ama aynı zamanda da uçaktan kraliçe olarak iniyordu” ifadelerini kullandı.

Havaalanında Kraliçe’yi Başbakan Winston Churchill ile bakanlar Clement Attlee ve Anthony Eden karşıladı. 24 saat sonra, Tahta Çıkma Konseyi’nin Aziz James Sarayı’ndaki 20 dakikalık toplantısının ardından Elizabeth resmen kraliçe ilan edildi, Philip de kraliyet konsortu oldu.

Buckingham Sarayı’na taşındılar, taht ailesi Windsor adını aldı. Ama Elizabeth’in kanıtlaması gereken çok şey vardı. Whitelock, “1950’lerin İngiltere’sinde ataerkil bir toplum vardı, kadınlar halen erkeklerin ardından ikinci sınıf görülüyordu” dedi ve ekledi:

“Bir kadın tahta çıkmakla kalmamıştı, kocasına da her zaman o kadının bir adım gerisinde kalması gerektiği söylenmişti. O zamanın normlarına aykırıydı bu. Elizabeth’in kraliçe olması fikrine alışması gereken tek kişi kendisi değildi. Churchill’in ve dönemin diğer ‘adamları’ da aynı durumdaydı. Küçük çocukları olan genç bir kadının bu rolü oynayıp oynayamayacağından şüphe ediyorlardı.”

Kraliçe Elizabeth ilk kez o yıl Kasım ayında gerçekleştirdiği parlamento açılışı ile halkın önüne çıktı. Resmen taç giyme tarihi ise 2 Haziran 1953’tü. Edinburgh Dükü törenin televizyondan yayınlanması için baskı yapmıştı. Churchill ise kaygılıydı.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Whitelock, “Prens Philip, taç giyme töreninin ulusal bir olay olarak önemini ve bu süreçte televizyonun değerini görmüştü. Kraliçe başlangıçta oldukça utangaçtı. Dolayısıyla Philip eşinin ihtiyaç duyduğu desteği ve yüreklendirmeyi sağlamıştı” diye konuştu.

O gün töreni Londra sokaklarında 3 milyon kişi izledi, dünyanın dört bir yanında televizyonlarının başında olanların sayısı ise çok daha fazlaydı. Yeni Kraliçe bu kadar büyük bir olayı biraz ürkütücü bulmuş olsa da birkaç ay içinde o güne kadar görülmüş en büyük Kraliyet turlarından birini organize ederek kendini kanıtladı.

1977 – GÜMÜŞ JÜBİLE

Kraliçe’nin tahta çıkışının 25’inci yıldönümü Gümüş Jübile olarak kutlandı. Elizabeth, o noktada çoktan babasının tahtta kaldığı süreyi aşmıştı.

Kutlamalar tam olarak Kral George’un öldüğü gün, yani 6 Şubat’ta kilisede düzenlenen ayinle ve Windsor’da ailece geçirilen zamanla başladı. Daha sonra Kraliçe, parlamentoda yaptığı konuşmada jübilenin temasının “ulusun birliği” olacağını açıkladı ve Mayıs ayında tarihin en yoğun kraliyet turunu başlattı.

3 ay gibi kısa bir sürede 36 şehri dolaşan Kraliçe, o güne kadarki herhangi bir monarkın yanından bile geçmediği bir rekora imza attı. Kraliçe ve Prens Philip’i karşılamak içi toplanan kalabalıklar da ayrı bir rekordu. Örneğin sadece Lancashire’da 1 milyondan fazla kişi Kraliçe’yi görmeye girmişti.

Kraliçe Şubat ayında bu kez uluslararası bir tur başlattı. Güney Pasifik’te Avustralya ve Yeni Zelanda’ya gitti, birkaç ay sonra da Kanada’yı ve Karayipler’i ziyaret etti. Kraliçe’nin Gümüş Jübile gezilerinde aldığı mesafe 90 bin kilometreyi aştı.

Whitelock, “O Uluslar Topluluğu’nun kraliçesiydi. Tahtta oturduğu süreyi tanımlayan baskın tema buydu” diye konuştu. O dönemde Uluslar Topluluğu’na üye birçok ülke bağımsızlık istiyordu. Ancak bu durum Kraliçe’nin bu ülkelerin de devlet başkanı olduğu gerçeğini değiştirmemişti.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

İngiltere’ye döndükten sonra Kraliçe, jübile kutlamalarını 6 Haziran günü Windsor’daki şenlik ateşini kendi elleriyle başlattı. Ardından ülkenin dört bir yanında böyle ateşler yakıldı.

Ertesi gün Kraliçe Altın Devlet Arabası’yla Londra’nın merkezindeki Aziz Paul Katedrali’ne şükür ayinine gitti. Havanın kötü olmasına karşın binlerce kişi Elizabeth’i görebilmek için bir gece öncesinden sokaklarda kamp kurmuştu. Bu tablo Kraliçe’nin popülerliğinin altını bir kez daha çizdi.

Ayinden sonra yaptığı konuşmada şunları söyleyecekti: “21 yaşındayken hayatımı halkımıza hizmete adadım ve Tanrı’dan bu yemini tutabilmek için yardım istedim. Yemin ettiğim sırada çok genç ve tecrübesiz olsam da söylediklerimi bir kelimesinden bile pişmanlık duymuyor ve dediklerimi geri almayı asla düşünmüyorum.”

Gümüş Jübile televizyonda da yayınlandı ve dünya genelinde 500 milyon izleyiciye ulaştı. Ülkenin dört bir yanında sokaklar bayraklarla süslendi, partiler düzenlendi.

Ancak Londra’da küçük bir grup daha farklı bir plan yapmıştı. Sex Pistols grubunun “God Save the Queen” (Tanrı Kraliçe’yi Korusun) şarkısının yayınlanmasının ardından, grubun menajeri Thames Irmağı üzerinde bir tekne konseri organize etmişti. Kraliçe’nin jübile kutlamaları kapsamındaki iki günlük tekne gezisini hicveden bu organizasyon bir noktada kaosa dönüştü. Polis grubu zorla kıyıya yanaştırdı, birçok kişi gözaltına alındı.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Whitelock olayla ilgili olarak şunları söyledi:

“1970’ler siyasi açıdan istikrarlı bir dönem değildi. Grevler düzenleniyor, kemer sıkma politikaları uygulanıyordu, ekonomi zordaydı. Dolayısıyla bir kısım acı çekerken bu tarz kutlamalara bu kadar par harcanması protesto konusu oldu. Ne var ki Jübile etkinlikleri başarı kabul edildi ve Kraliçe’nin hanesine yazıldı. Elizabeth ulusun onayından geçmişti. İktidarının ilk dönemlerine sadece bilgelikle değil, özgüvenle de bakmaya başlamıştı. Kraliçe olarak kendini daha güvende hissediyordu.”

1992 – “ANNUS HORRIBILIS”

Kraliçe Elizabeth, tahttaki 40’ıncı yılı olan 1992’yı Latince “korkunç yıl” anlamına gelen “annus horribilis” olarak nitelendirmişti. Nasıl nitelendirmesin? Bir yıl içinde dört çocuğundan üçünün evlilikleri biterken, Windsor Kalesi’nde çıkan bir yangın da 36 milyon sterlinden fazla hasara neden oldu.

Geçmişte BBC’nin kraliyet muhabiri olarak görev yapmış olan Michael Cole, “Bir türlü sonu gelmeyen bir skandallar ve talihsizlikler silsilesiydi” sözleriyle özetledi 1992’yi ve ekledi: “Kriz hissi gittikçe güçleniyordu, ailedeki boşanmalar da bu hissi kuvvetlendiriyordu. Monarşinin büyük sorunlar yaşadığını hissedebiliyordunuz.”

Annus horribilis ifadesi ilk olarak 1891 tarihli bir Anglikan Kilisesi belgesinde 1870 yılını nitelendirmek için kullanılmıştı. 1870’in annus horribilis ilan edilmesinin sebebi ise Roma Katolik Kilisesi’nin “papanın yanılmazlığı” yasasını kabul etmesiydi. Annus horribilis’in zıddı olan “annus mirabilis” yani “mucizevi yıl” da Isaac Newton’ın 1666’daki keşifleri gibi olumlu olayların baskın olduğu yıllar için kullanılıyor.

Olaylar Mart ayında Prens Andrew’nun eşi Sarah Ferguson’dan ayrılmasıyla başladı. Ferguson çok kısa bir süre sonra Teksaslı petrol milyarderi sevgilisi Steve Wyatt’la Fransa’nın güneyinde havuz keyfi yaparken görüntülendi.

Aynı ay Prenses Anne, neredeyse 20 yıldır evli olduğu Yüzbaşı Mark Phillips’ten boşandı.

Ardından Aralık ayında da Charles ve Diana’nın boşanma kararı aldığı açıklandı.

Cumhuriyetçi duyguların da yükseldiği bir dönemdi. Halkın Kraliyet Ailesi’nin masraflarını karşılamaktan duyduğu memnuniyetsizliğe ilişkin sesler gittikçe yükseliyordu. Bu rahatsızlığı bir parça da olsa azaltmak isteyen Kraliçe, 1993’ten itibaren gelir vergisi ödemeye başlarken, halkın parasıyla geçinen aile üyelerinin sayısında da kısıtlamaya gidildi.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Mayıs ayında biyografi yazarı Andrew Morton’ın kaleme aldığı “Diana: Her True Story in Her Own Words” (Diana: Kendi Ağzından Gerçek Hikayesi) isimli kitabın yayımlanmasıyla çiftin özel hayatına dair birçok ayrıntı da gündeme taşındı.

Ardından 20 Ağustos’ta bir Ferguson bombası daha patladı. York Düşesi’nin arkadaşı John Bryan’la birlikte üstsüz güneşlenirken çekilmiş fotoğrafları basında yer aldı.

Bu olaydan sadece dört gün sonra The Sun gazetesi “Squidgygate kayıtları” olarak bilinen ses kayıtlarını yayınladı. Diana’nın 1990 yılında yakın bir arkadaşı olan James Gilbey’le yaptığı bir konuşmayı içeren bu kayıtlar, Kraliyet Ailesi’ne dair oldukça ağır gerçeklerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Cole, Sky News’e yaptığı açıklamada, “1992 yılı bir elem kataloğuydu. Kraliçe genel olarak olayların dışında kaldı ama çocukları ve onların eşleri için aynı şey geçerli değildi” dedi ve şöyle devam etti: “Yaşananlarla ilgili olarak hassas ya da mahcup değildi ama nihayetinde monark aynı zamanda İngiltere Kilisesi’nin de başıdır ve bu konumda insanlara iyi örnek olmanız gerekir.”

Cole, Kasım ayında Windsor’da meydana gelen yangının da Kraliçe için “yıkıcı” olduğunu belirtti. Ancak en az yangın kadar zor olan bir diğer mesele de “tamiratın masraflarının kimin kesesinden ödeneceğine dair kamuoyu baskısıydı”.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Bütün bunlar Kraliçe’yi 24 Kasım günü Londra Belediyesi adına verilen öğle yemeğinde 500 VIP konuğa seslendiği konuşmasında sıra dışı denebilecek kadar kişisel ifadeler kullanmaya itti: “1992 benim için katıksız bir keyifle hatırlayabileceğim bir yıl olmadı. Bana gönderilen sempati dolu bir mektupta dendiği üzere, tam bir ‘annus horribilis’ yaşandı. Üstelik bunun sadece benim düşüncem olmadığına inanıyorum. Hatta geçtiğimiz aylarda dünyanın dört bir yanını saran kargaşa ve belirsizlikten etkilenmemiş kişi ya da kurumların sayısının çok az olduğunu düşünüyorum.”

Kraliçe, eleştirinin Kraliyet Ailesi gibi kurumlar için “iyi” bir şey olduğunu da belirtti ancak bu eleştirileri yapanların hassasiyet ve anlayış göstermeleri gerektiğini de söylemeden geçemedi.

Daha sonra Kraliçe’nin bahsettiği mektubu yazan kişinin hem kendisinin hem de Kral 6’ncı George’un özel sekreter yardımcısı olarak görev yapmış olan Sör Edward Ford olduğu anlaşıldı. Klasikler konusunda eğitim almış olan Sör Edward, 1992 yılındaki olaylardan duyduğu üzüntüyü, Kraliçe’nin o sıradaki özel sekreteri olan Sör Robert Fellowes’a yazdığı bir mektupta dile getirmişti. Kraliçe’nin de konuşmasında kullandığı “annus horribilis” ifadesi böylece Kraliyet Ailesi sözlüğüne dahil oldu. Hatta Prens Philip’in otomobil kazası geçirdiği, Prens Andrew’nun Jeffrey Epstein’le bağlantıları konusunda kendisini savunmak amacıyla verdiği BBC röportajı ile her şeyi daha da kötüleştirmesi, Kraliçe ile Başbakan Boris Johnson arasında anayasa krizi yaşanması ve Cambridge’ler ile Sussex’ler arasındaki sürtüşmelerin ortaya çıkması nedeniyle 2019 yılı bazı yorumcular tarafından “Kraliyet Ailesi’nin ikinci annus horribilis’i” diye nitelendirildi.

1997 – DIANA’NIN ÖLÜMÜ

Prenses Diana’nın 31 Ağustos 1997’de trafik kazası geçirip ölmesine kadar büyük oranda rutin bir yıl yaşandı. Diana’yla ilgili soruşturmada ifade de vermiş olan Cole, “Charles ve Diana bir önceki yıl Temmuz ayında boşanmışlardı, yani o konu büyük oranda kapanmıştı” diye aktardı o günleri.

Charles ve Diana’nın aşk hayatlarına dair tartışmalar sürse de bir nebze istikrar sağlanmıştı.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Diana’nın Paris’te öldüğü haberi geldiğinde, Kraliçe genç prensler Harry ve William ile birlikte İskoçya’daki Balmoral mülkündeydi. Cenaze 6 Eylül’de yapıldı. Kraliçe ve torunları cenazenin bir gün öncesine kadar Balmoral’da kaldı.

William ve Harry yıllar sonra BBC’de yayınlanan bir belgesel için yaptıkları açıklamalarda büyükannelerinden mahremiyet içinde yas tutmalarını sağlayan bu “zor” kararı aldığı için övgüyle bahsedeceklerdi.

Ancak Diana’yı çok seven İngiltere halkı aynı fikirde değildi. Kraliyet Ailesi’ne ait tüm konutların önlerini bıraktıkları çiçeklerle bahçeye çeviren İngilizler, beş günlük bu sessizliğe büyük tepki gösterdi. Cole, “Kral 8’inci Edward’ın tahttan çekilmesinden beri en unutulmaz, en korkunç, en şoke edici hafta yaşandı” diye konuştu.

Ailenin Londra’ya dönmeyi geciktirmesi ve en başta bayrakların yarıya indirilmesinin reddedilmesi, Diana’nın hayranlarını kızdırdı.

Kraliçe, Diana’nın aileden ayrıldığını bu nedenle de devlet töreniyle gömülmemesi gerektiğini düşünüyordu. Ancak dönemin başbakanı Tony Blair, Kraliçe’yi ikna etti. Elizabeth’in kararının değişmesinde Blair’in kullandığı ve vatandaşların hissiyatını yansıtan “halkın prensesi” ifadesi etkili olmuştu. Cole, “Londra’ya dönmeye zorlanmışlar ve Kraliçe bir konuşma yapmak zorunda bırakılmış gibi bir görüntü oluştu. Bunu hazmetmek çok kolay olmayacaktı” dedi.

Kraliçe’nin “hatalarının” çevresindekilerin kendisine yanlış tavsiyeler vermesi ve Balmoral’ın dünyadan kopuk bir yer olmasıyla açıklanabileceğini söyleyen Cole şöyle devam etti: “Coğrafya önemli bir etken oldu. Londra’daki sıcak ortamdan uzaktaydılar. Bir de Kraliçe’ye yanlış tavsiyeler verilmişti. Elizabeth’in annesine benzeyen bir eğilimi vardı; bazen kafasını kuma gömüp kötü olayların geçip gideceğini umuyordu. Ama bu mümkün değildi.”

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Diana’nın cenazesinde bir konuşma yapan erkek kardeşi Kont Spencer’ın Kraliyet ailesini suçlayan ifadeleri de halkın aileye yönelik olumsuz bakışını kuvvetlendirdi. Kont Spencer, Kraliyet Ailesi’ni dışarıda bırakan bir ifadeyle Diana’nın “kan bağı olan ailesi”nden bahsetti ve kardeşinin Charles’la evlendikten sonraki tuhaf yaşamına vurgu yaptı. Cole, “Eleştirileri doğrudan Kraliçe’yi ve onun çocuklarını hedef alıyordu. Daha açık bir mesaj veremezdi” diye yorumladı o konuşmayı.

Kraliçe’nin Londra’ya dönüp 5 Eylül’de Diana anısına bir konuşma yapması, ardından da cenazeye katılmasıyla buzların önemli bir kısmı eridi. Cole bu adımları atan Kraliçe’nin halkının duygularına yanıt vermiş olduğunu belirtti.

Peki Diana’ın ölümünün Kraliçe’nin tahtta geçirdiği süreçte kalıcı bir etkisi oldu mu? Cole bu soruyu da şöyle yanıtladı: “Bence kendisine sorulsa yaptığı hataları kabul ederdi. Zira her zaman uyum sağlamayı bilen, değişime hazır bir insan oldu.”

2002 – “ZÜMRÜDÜANKA” YILI

Kraliçe’nin tahttaki 50’nci yıl dönümü olan Altın Jübile’nin kutlamalarla geçmesi gerekiyordu ama Cole’un deyişiyle “bu yıla daha kötü bir başlangıç yapılamazdı”.

Kraliçe’nin 70 yaşındaki kız kardeşi Prenses Margaret 9 Şubat’ta, 101 yaşındaki annesi ise 30 Mart’ta vefat etti.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Ana Kraliçe, Kral 6’ncı George’un 1952’de ölümünden sonra yeniden evlenmemiş ve zamanının çok büyük bir kısmını kızlarıyla geçirir olmuştu. Cole, “Kral’ın erken ölümü bu üç kadını birbirlerine iyice yaklaştırmıştı. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar günlük telefon konuşmalarını asla aksatmazlardı” dedi.

Bu ölümler Elizabeth’e ağır darbe vurdu ancak 50 yıl önce Kraliçe olduğunda babasından miras aldığı görev duygusuyla kaldığı yerden devam edecekti. Prenses Margaret’ın ölümünden sadece 72 saat sonra, Kraliçe jübile kutlamaları kapsamında planlanan Uluslar Topluluğu gezisi için Jamaika’ya doğru yola çıktı. Ardından dünyanın öbür ucuna, Kanada’ya gitti. Hatta burada onuruna düzenlenen bir hokey maçında pakı buza atıp müsabakayı başlatan kişi oldu.

Aslına bakılırsa jübile gezisinin 2001’de başlaması planlanmıştı ancak 11 Eylül terör saldırıları nedeniyle erteleme kararı alınmıştı. Dönemin New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg, New Yorkluların bu hassasiyetten duyduğu minnettarlığı ifade etmek amacıyla Empire State Binası’nın Kraliyet renkleri olan mor ve altın sarısı ile aydınlatılmasını istemişti.

Kraliçe İngiltere’ye döndükten sonra jübile gezisini ülkenin tüm şehir ve bölgelerini ziyaret ederek sürdürdü. Kraliyet Ailesi halen 1990’larda yaşanan tartışmaların izlerini taşıyordu. Bu nedenle Kraliçe Victoria’nın 1887’deki 50’nci taht yıldönümünden o güne ilk kez kutlanan Altın Jübile’ye halkın nasıl tepki vereceği belli değildi.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Cole “Kraliyet Ailesi’nin 8’inci Edward’ın 1936’da tahttan çekilmesinden sonra gördüğü en büyük kriz olan Diana’nın ölümünün üzerinden sadece birkaç yıl geçmişti. Prens Charles o dönemde hiç sevilmiyordu; tabii Camilla Parker-Bowles da. Aile üyeleri nasıl karşılanacaklarını bilmiyorlardı. Halen geçerli bazı sorunlar vardı” dedi.

Hatta bazı gazeteler ve yorumcular gezinin fiyaskoyla sonuçlanacağı öngörüsünde bulunuyordu ama bunun tam tersi oldu. Kraliçe ve Edinburgh Dükü, şehir şehir, kasaba kasaba dolaşıp kalabalıkları yara yara ilerlemeye çalışırken, aldıkları sıcak tepkilere inanamıyor gibiydi. Cole, “Mutlulukları adeta yüzlerinden okunuyordu. Ne kadar sevildiklerini görmekten samimi bir şaşkınlık duyuyorlardı ve bu sevgiyi çantada keklik görmüyorlardı” dedi.

Londra’daki jübile hafta sonu 1-4 Haziran tarihlerini kapsadı. Her gün aşağı yukarı 1 milyon kişi şehirdeki kutlamalara katıldı. Geleneksel süvari alayının ve balkon selamlama töreninin yanı sıra, “Sarayda Parti” etkinliği ile gençlerin ilgisi de jübile kutlamalarına çekildi. Queen grubunun gitaristi Brian May, Buckingham Sarayı’nın çatısına çıkıp milli marşı çalıp şarkısını söylerken, Paul McCartney ve Tom Jones ile S Club 7, Mis-Teeq gibi genç müzisyenler de sahne aldı.

Cole, Altın Jübile’nin başarısını şu sözlerle özetledi: “2002 tam anlamıyla Kraliçe’nin yılı oldu. Tam bir Zümrüdüanka yılıydı – daha önceki yılların küllerinden yeniden doğdu. Jübile, Kraliçe gibi görev bilincine sahip bir monark söz konusu olduğunda, kamuoyunun Diana’nın ölümünden sonraki hafta yaşanan her şeyi affetmeye hazır olduğunu kanıtladı.”

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

2020 – PANDEMİ VE AİLEVİ SORUNLAR

Kraliçe, Ocak 2020’de tahttaki 73’üncü yılına adım atarken ne kadar zor bir yıl yaşanacağını tahmin bile edemezdi. (Doğrusunu söylemek gerekirse, 2020’nin ne kadar zor bir yıl olacağını hiç kimse tahmin edemezdi.)

Megxit

Prens Harry ve eşi Meghan, ilk çocuklarının doğumunun ve bir yıl boyunca sürekli manşetlerde olmanın yıpratıcı etkilerinden kurtulmak için Noel tatilini uzatma kararı aldı. Ocak ayında İngiltere’ye dönen çift, ilk olarak Londra’da bulunan Kanada Evi’nde düzenlenen bir etkinliğe katıldı. Burada yüzleri gülüyordu.

Aslına bakılırsa Meghan son dönemde yaptığı açıklamalarda “Şirket”in bir parçası olmanın zorluklarına dair ufak ipuçları vermeye başlamıştı. Ama bu durum çiftin 8 Ocak’ta yaptığı “üst düzey kraliyet görevlerinden çekilme” açıklamasının şok etkisi yaratmasına ve Kraliçe’yi gerçek bir açmaza sürüklemesine engel olamadı.

Kraliyet muhabiri ve yazar Victoria Murphy, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Gerçek bir şok yaşandı. Perde arkasında hiçbir şey kesinleştirilmemişti ve benim anladığım kadarıyla Kraliyet Ailesi tamamen hazırlıksızdı” dedi.

Bu ortamda Kraliçe çok nadir yaptığı bir şeyi yaparak çiftin uzaklaşma kararına ilişkin bir açıklama yayınladı ve “Kararları herkesi üzmüş olsa da Dük ve Düşes halen ailenin çok sevilen üyeleri” ifadelerini kullandı.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Sussex çifti Kanada Evi’ndeki etkinliğin çıkışında

Murphy’e göre biri Harry ve Meghan’dan diğeri Kraliçe’den gelen bu iki açıklama, hem Elizabeth’in hem de Kraliyet Ailesi’nin hayatında bir dönüm noktasına işaret ediyordu. Murphy, “Bu sayede hepimiz Sussex çiftinin ailenin geri kalanından ne kadar ayrı olduğunu görmeye başladık” dedi.

Ayrılma kararı almaları, Kraliyet Ailesi’nin dünyanın geri kalanın gözündeki algısına da darbe vurdu. Murphy, “Harry ve Meghan’ın hikayelerine sempatiyle yaklaşan çok geniş bir destek tabanı vardı. Kraliçe uzun yıllar boyunca gemiyi doğrultmak için çok çaba sarf etti. Kamuoyunun fikrinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlıyordu. 2020 yılı bu istikrarı bozdu” dedi.

Harry ve Meghan’ın ayrılmasıyla, Kraliyet Ailesi’ne ilişkin o güne kadar görülmemiş kişisellikte ayrıntılar da ortaya döküldü. Murphy, “Kraliçe kapalı kapılar ardında yaşanan hayata dair konuşma noktasında hep çok gönülsüzdü. Bu kadar bilginin ortaya dökülmesi inanılacak gibi değildi” ifadelerini kullandı.

Murphy, Kraliçe’nin çok açık davranmakta zorlanmakla birlikte “kişisel söylemi paylaşmanın önemini de gördüğünü” belirterek, “Açıklaması çok başarılı bir liderlik örneğiydi. Monarşi için fazlasıyla zorlayıcı ve kaotik geçen o günlerde yaptığı açıklamada benimsediği ton nasıl bir lider olduğunu gösterdi” ifadelerini kullandı.

Koronavirüs

İngiltere’de Başbakan Boris Johnson’ın 23 Mart’ta uygulamaya koyduğu koronavirüs önlemleri, İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne sivil özgürlüklere yönelik en ağır kısıtlamaları beraberinde getirdi.

Virüs testi ilk günlerde pozitif çıkan Prens Charles, yoğun bakımda tedavi gördü ve hayatından endişe edildi.

Kraliçe 5 Nisan günü bir ulusa sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Noel kutlamaları ve parlamento açılışlarındaki rutin konuşmaları saymazsak, 1952’de tahta oturduktan sonraki beşinci ulusa sesleniş konuşmasını yapan Kraliçe, İkinci Dünya Savaşı ruhuna ve bir Vera Lynn şarkısına gönderme yaparak şunları söyledi: “Hâlâ dişimizi sıkmamız gerekse de daha iyi günlerin geri dönecek olmasıyla avunmalıyız. Yeniden arkadaşlarımızla olacağız. Yeniden ailelerimizle olacağız. Yine görüşeceğiz.”

Murphy, bu sözleri şöyle yorumladı: “Fazlasıyla belirleyici bir konuşmaydı ve muhtemelen Kraliçe, böyle bir konuşma yapmak zorunda kalacağını asla düşünmemişti.”

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Kraliçe’nin moral veren sözleri billboard’larla meydanlara taşındı

Her gün hastanelerde yüzlerce kişi ölüyor, insanlar sevdiklerinden uzak kalıyordu. Bu ortamda Kraliçe savaş zamanını hatırlatıyor ve halka “bunu aşacağız” diyordu. Murphy, “Tam olarak bu konuşmayı yapması gereken kişiydi. Korkuları teskin etti ve ulusu bir araya getirdi. Onun gibi bir lidere sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlattı” dedi.

Konuşma tepeden tırnağa koruyucu ekipmanlar giymiş bir kameraman tarafından, Windsor Kalesi’nde kayda alındı. (Kraliçe ve Prens Philip’in karantinayı sürdürdüğü Windsor Kalesi’ne halk arasında “HMS Bubble” yani “Majestelerinin Baloncuğu” deniyordu.)

Murphy, “Dikkat çekici noktalardan biri de Kraliçe’nin yaşıydı. Covid bu hassasiyetini açığa çıkarmıştı. O da herkes gibi virüsü yaşıyordu. Her zaman çok güçlü ve kontrol sahibi olarak görünürdü ama bu noktada birçok kişi yaşının çok ama çok ilerlemiş olduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Kraliçe’nin Prens Philip’le karantinada geçirdiği aylar, birlikte geçirdikleri sürenin de sonu oldu. Murphy, “2020 Elizabeth’in Philip’le birlikte geçirdiği son yıl oldu. İlişkilerinin önemli bir kısmını ayrı ayrı yerlerde geçirmişlerdi. Dolayısıyla tüm olumsuz koşullara karşın uzun süre birlikte zaman geçirmelerinde bir hayır da vardı” dedi.

Saray’dan yapılan açıklamalarda sık sık Kraliçe’nin çalışmaya devam ettiği, herkes gibi onun da Zoom’u kullanarak “evden çalıştığı” belirtildi. Pandemi sayesinde İngiltere halkı Kraliçe’nin pek de göstermediği bir yönünü de görmüş oldu.

Andrew’nun Kraliyet kariyeri kesinlikle sona erdi

Prens Andrew, Kasım 2019’da cinsel istismarcı Jeffrey Epstein’le olan ilişkilerini açıklamak için BBC Newsnight’a verdiği röportajın bir felakete dönüşmesinin ardından Kraliyet görevlerinden geri çekilmişti.

Yaptığı açıklamada bu ilişkilerin Kraliyet Ailesi’nde “büyük bir çalkantıya” yol açtığını ve kendisinin kamusal hayattan çekilmesiyle Şirket’in işleri kaldığı yerden yürütmeye devam edeceğini söylemişti. Açıklamada Andrew’nun aile etkinliklerine katılmaya devam edeceği belirtiliyordu ama kızı Beatrice’in yaz aylarındaki düğünün fotoğraflarının hiçbirinde Prens yoktu.

Murphy, “Kendisini görmeyi bekleyeceğimiz hiçbir etkinlikte yer almadı. Düğün çok önemli bir işaretti. 2020, Andrew’nun Kraliyet kariyerinin kesinlikle sona erdiğinin fazlasıyla netleştiği bir yıl oldu. Böylece aile, Andrew’nun varlığının ne kadar yıkıcı ve tartışmalı olduğunu kabul etti” dedi.

Felaketlerle dolu annus horribiliste ne olmuştu Kraliçe 2. Elizabethin hayatında 6 önemli dönüm noktası...

Prens için sonun başlangıcı Virginia Giuffre ve Ghislaine Maxwell’la bir arada oldukları bu fotoğraf oldu.

Ancak Epstein’in eski kız arkadaşı ve Prens’le tanıştıran kişi Ghislaine Maxwell’in Temmuz ayında yakalanması, tartışmaları bir daha alevlendirdi.

Murphy, “Epstein soruşturması çok geniş bir kitlenin monarşimize hayranlık duyduğu ABD’de çok büyük bir haberdi. 2020 boyunca Epstein haberi ve sonrasında Ghislaine’in yakalanması gibi gelişmeler gündemden hiç düşmedi. Bütün bunlar Andrew için fazlasıyla yıkıcı oldu ve kamusal yaşama dönüşünü imkânsızlaştırdı. Aynı zamanda monarşinin küresel itibarı anlamında da önemli sonuçları oldu” yorumunu yaptı.

Şubat ayında Andrew kendisine ABD’de cinsel taciz davası açan Virginia Giuffre ile uzlaşma sağladı. Giuffre’ye ödenen tazminat açıklanmadı ancak dönemin gazetelerinde 12 milyon sterlin olduğu iddia edildi.

Andrew ise en baştan beri hep, yanlış bir şey yaptığını reddetti.

Kraliçe, Andrew’nun kamusal yaşamın dışında kalması kararını destekledi ancak anne-oğulun ilişkileri de kopmadı. Hatta geçen yıl Prens Philip’in cenazesinde Kraliçe’ye, Andrew eşlik etti. Murphy, “Elizabeth Andrew’yu bir anne olarak destekledi, bir patron olarak değil. Ama 2020’de bu iki şeyin birbiriyle çarpıştığını gördük çünkü bağları ancak bir yere kadar koparabilirsiniz” diye konuştu.

Sky News’ün “The Queen’s reign defined by six years – from the Coronation to COVID, and her ‘Annus Horribulus'” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Tərcümə“24 SAAT”

Back to top button